İçeriğe geç
Vera Hukuk & Danışmanlık

İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır? İcra Ödeme Emrine İtiraz Süresi ve Usulü

Yazar: Av. Mustafa Emre KarahanYayım Tarihi: Okuma Süresi: 8 dk
“İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır? İcra Ödeme Emrine İtiraz Süresi ve Usulü” makalesinin kapak görseli — Vera Hukuk & Danışmanlık, yazar: Av. Mustafa Emre Karahan

İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır? İcra Ödeme Emrine İtiraz Süresi ve Usulü

İcra takibi, bir alacağın devletin cebri icra organları aracılığıyla tahsil edilmesini sağlayan hukuki bir yoldur. Özellikle ilamsız icra takibinde, alacaklının mahkemeden önceden bir karar almasına gerek olmaksızın icra dairesine başvurması ve borçluya ödeme emri gönderilmesi mümkündür.

Ancak kendisine haksız veya gerçekte bulunmayan bir borç nedeniyle icra takibi başlatılan kişinin, bu takibe karşı itiraz etme hakkı bulunmaktadır. İcra takibine süresi içerisinde yapılan itiraz, takip bakımından önemli sonuçlar doğurur ve kural olarak itiraz edilen alacak yönünden icra takibinin ilerlemesini engeller.

Bu nedenle kendisine icra ödeme emri tebliğ edilen kişinin, ödeme emrinin tebliğ tarihini ve takip türünü öncelikle kontrol etmesi ve yasal süreleri kaçırmaması büyük önem taşımaktadır. Aksi taktirde borçlu şahıs açısından geri dönüşü olmayan zararlar doğma riski bulunmakla birlikte sorumluluğunda olmayan bir borcu ödeme durumu söz konusu olabilecektir.

İcra Takibine İtiraz Nedir?

İcra takibine itiraz, borçlunun hakkında başlatılan icra takibine konu borcun tamamına veya bir kısmına, faize, yetkiye ya da takip dayanağına ilişkin itirazlarını icra dosyasına bildirmesidir.

İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren kanunda öngörülen süre içerisinde icra dairesine başvurarak itiraz edebilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesine göre genel kural, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz edilmesidir.

İcra Takibine İtiraz Süresi Kaç Gündür?

İlamsız icra takibinde genel itiraz süresi 7 gündür.

Kamuoyunda sıkça merak edilen husus söz konusu sürenin hangi tarihte başladığıdır. Bu süre, icra dosyasının açıldığı tarihten değil, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanır.

Örneğin ödeme emri 10 Ağustos tarihinde tebliğ edilmişse, borçlunun itiraz süresinin başlangıcı bu tarihtir. Sürenin hesaplanmasında somut olayın özelliklerine göre tebligat tarihi ve sürenin son gününün niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

İcra Takibine Nereden İtiraz Edilir?

İtiraz, kural olarak icra dairesine yapılır.

Borçlu, itirazını takibi yürüten icra dairesine sunabileceği gibi kanunun izin verdiği şekilde başka bir icra dairesi aracılığıyla da yapabilir. Örnek vermek gerekir ise hakkınızda Ankara İcra Dairelerinde başlatılmış bir takibe itirazı Malatya ilinde ikamet ediyor iseniz o ildeki icra dairesine giderek de yapabilirsiniz.

Uygulamada itirazın UYAP sistemi üzerinden avukat aracılığıyla yapılması da mümkündür.

İcra Takibine Hangi Nedenlerle İtiraz Edilebilir?

İcra takibine itirazın içeriği somut olaya göre değişir. Borçlu tarafından ileri sürülebilecek itirazların başlıcaları şunlardır:

1. Borca İtiraz

Borçlu, takip konusu borcun hiç bulunmadığını ileri sürebilir. Yani kendisinin alacaklı tarafa herhangi bir borcu olmadığını veya bir borcu varsa bile bu borcunu daha önce ödemiş olduğunu öne sürebilecektir.

Borcun tamamına itiraz edilmesi halinde bunun açıkça belirtilmesi gerekir. Aynı zamanda borcun ödenmiş olduğu durumlarda bunu somut belgeler ekleyerek itirazda bulunmak borçlunun ilerleyen süreçlerde hak kaybı yaşamasının da önüne geçecektir.

2. Kısmi İtiraz

Borçlu, takip konusu borcun tamamını kabul etmeyebileceği gibi yalnızca belirli bir kısmına da itiraz edebilir.

Örneğin 150.000,00-TL üzerinden icra takibi başlatılmış ancak borçlu yalnızca 50.000,00-TL borcu bulunduğunu kabul ediyorsa, kalan kısma itiraz edebilir.

Ancak burada önemli bir husus bulunmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 62. Maddesinin 4. Fıkrasına göre borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun, itiraz ettiği kısmın miktarını açıkça göstermesi gerekir. Aksi halde itiraz edilmemiş sayılma riski bulunmaktadır.

3. Faize İtiraz

Borçlu, asıl alacağa itiraz etmese dahi talep edilen faize itiraz edebilir.

Örneğin; Faiz başlangıç tarihinin yanlış olması, faiz oranının hatalı olması, talep edilen faiz miktarının gerçeğe aykırı olması gibi nedenlerle faize yönelik itirazda bulunulabilir.

Bu nedenle ödeme emrinde yalnızca asıl alacağın değil, işlemiş faiz, takip sonrası faiz ve diğer fer’ilerin de dikkatli şekilde incelenmesi gerekir.

4. Yetkiye İtiraz

İcra takibinin yetkili olmayan bir icra dairesinde başlatıldığı düşünülüyorsa, şartları mevcutsa icra dairesinin yetkisine de itiraz edilebilir.

Yetki itirazının geçerli şekilde ileri sürülebilmesi için yalnızca “yetkisiz icra dairesinde takip yapılmıştır” şeklinde genel bir ifade kullanılması yeterli olmayabilir. Somut olay bakımından hangi icra dairesinin yetkili olduğunun değerlendirilmesi ve gerekli açıklamaların yapılması gerekir.

5. İmzaya İtiraz

Takip bir senede dayanıyorsa ve senet üzerindeki imzanın borçluya ait olmadığı ileri sürülüyorsa, imzaya itirazın ayrıca ve açıkça belirtilmesi önem taşır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesinde, takip dayanağı senet altındaki imzanın reddedilmesi halinde bunun itirazda ayrıca ve açıkça bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

Ancak burada takip türünün ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Özellikle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde itiraz usulü ve süreleri genel ilamsız icra takibinden farklıdır.

İcra Takibine İtiraz Edilince Ne Olur?

Süresi içerisinde yapılan geçerli bir itirazın en önemli sonucu, ilamsız icra takibinin itiraz edilen alacak ve birden fazla borçlu varsa itiraz eden borçlu bakımından durmasıdır.

 Bu nedenle borçlu tarafından yapılan itiraz, alacaklının haciz işlemlerine devam edebilmesi bakımından önemli bir hukuki sonuç doğurur. Ancak bu durum, alacağın kesin olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Aynı zamanda birden fazla borçlunun bulunduğu bir icra takibinde borçlulardan birinin itirazı diğerlerini etkilemeyeceğinden bir kişinin itirazı ile takibin duracağı yanılgısına düşülmemesi önemlidir. Borcu olmadığını iddia eden her borçlu ayrı olarak itiraz etmelidir. Aksi taktirde itiraz etmeyen borçlu yönünden haciz işlemlerine başlanabilecektir.

Alacaklı, itiraz üzerine kanunda öngörülen hukuki yollara başvurarak itirazın kaldırılmasını veya itirazın iptalini talep edebilir.

İtirazın İptali Davası Nedir?

Borçlunun itirazı nedeniyle duran icra takibinin devam ettirilmesi amacıyla alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılması mümkündür. İtirazın iptali davasında alacaklı, borçlunun itirazının haksız olduğunu ve takip konusu alacağın mevcut olduğunu ileri sürerek mahkemeden karar verilmesini talep eder.

Mahkeme tarafından alacaklının haklı olduğuna karar verilmesi halinde icra takibine devam edilecek ve şartları oluşmuşsa alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilebilecektir.

Bu nedenle icra takibine yapılan itiraz uyuşmazlığın her zaman sona erdiği anlamına gelmemektedir. İtiraz üzerine icra takibi durmakta; ancak alacaklının itirazın iptali veya itirazın kaldırılması gibi hukuki yollara başvurması mümkün olmaktadır. Bu doğrultuda haklı ve hukuken dayanaktan yoksun olmayan bir sebebe dayanmaksızın yalnızca icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz edilmesi, ilerleyen süreçte borçlunun takip konusu asıl borcun yanı sıra, şartların oluşması halinde icra inkar tazminatı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti gibi ek mali yükümlülüklerle karşılaşmasına neden olabilir. Bu nedenle icra ödeme emrine karşı itiraz edilmeden önce, takip dosyasının ve borcun hukuki durumunun dikkatli şekilde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

İtirazın Kaldırılması Nedir?

İtirazın kaldırılması, belirli şartların bulunması halinde alacaklının icra mahkemesine başvurarak borçlunun itirazının kaldırılmasını istemesidir.

İtirazın kaldırılması yoluna başvurulup başvurulamayacağı, alacağın dayandığı belgenin niteliğine ve İcra ve İflas Kanunu’nda öngörülen şartlara göre belirlenir. Dolayısıyla her icra dosyasında aynı hukuki yolun uygulanması mümkün değildir. İtirazı kaldırılması müessesesi ayrı bir yazımızda anlatılacaktır.

Kambiyo Senedine Dayalı İcra Takibinde İtiraz Süresi

Çek, bono veya poliçe gibi kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takiplerde, genel ilamsız icra takibinden farklı hükümler uygulanmaktadır.

Bu takip türünde borçlunun ileri sürebileceği itiraz ve şikayetlerin önemli bir kısmı 5 günlük süreye tabidir. 2004 İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesinde; senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı, imzanın borçluya ait olmadığı, borcun bulunmadığı, borcun ödendiği veya yetkiye ilişkin bazı itirazların icra mahkemesine bildirilmesine ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

Bu nedenle kendisine kambiyo senedine dayalı icra ödeme emri tebliğ edilen kişinin, genel 7 günlük itiraz süresini esas alarak hareket etmesi hak kaybına neden olabilir.

Takibin türünün ödeme emrinden ve icra dosyasından öncelikle tespit edilmesi gerekir.

İcra Takibine Geç İtiraz Edilebilir mi?

Kural olarak kanunda öngörülen itiraz süresinin geçirilmesi önemli sonuçlar doğurur. Bununla birlikte kanunda belirli şartların varlığı halinde gecikmiş itiraz imkanı da düzenlenmiştir.

Özellikle borçlunun kendi kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresi içerisinde itiraz edememesi halinde, kanunda öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle “7 günlük süre geçti, artık hiçbir şey yapılamaz” şeklinde her somut olay için geçerli olacak kesin bir değerlendirme yapmak doğru değildir. Bu noktada yapılan tebligatın usule uygun olup olmadığı en önemli hususlardan biridir.

İcra Takibine İtiraz Ederken Nelere Dikkat Edilmelidir?

İcra takibine itiraz, basit bir dilekçe işlemi olarak görülmemelidir. Yapılan itirazın kapsamı ve içeriği sonraki hukuki süreç bakımından önem taşıyabilir.

Özellikle;

* Ödeme emrinin tebliğ tarihi,

* Takibin hangi icra dairesinde başlatıldığı,

* Takibin ilamlı mı yoksa ilamsız mı olduğu,

* Takibin kambiyo senedine dayanıp dayanmadığı,

* Borcun tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edildiği,

* Faize yönelik itiraz bulunup bulunmadığı,

* Yetki itirazı yapılıp yapılmayacağı,

* Senet üzerindeki imzaya itiraz edilip edilmediği,

* Takip dayanağı belgelerin içeriği

dikkatli şekilde incelenmelidir.

Özellikle kısmi itiraz veya imzaya itiraz gibi durumlarda itirazın açık ve doğru şekilde ortaya konulması büyük önem taşımaktadır.

İcra Takibine İtiraz İçin Avukata Başvurmak Gerekir mi?

İcra takibine itiraz bakımından avukatla temsil zorunluluğu bulunmamakla birlikte, özellikle yüksek miktarlı takiplerde veya takip dayanağının senet, sözleşme, fatura, cari hesap gibi belgelerden oluştuğu durumlarda hukuki destek alınması önemlidir.

Çünkü yalnızca takibe itiraz edilmesi her zaman uyuşmazlığın sona ermesini sağlamaz. İtiraz sonrasında itirazın iptali davası, itirazın kaldırılması, menfi tespit davası veya diğer hukuki yollar gündeme gelebilir.

Bu nedenle ödeme emrinin tebliğinden itibaren sürenin geçirilmemesi ve takip dosyasının bütün olarak değerlendirilerek olası risklerde göz önünde bulundurulup stratejik olarak doğru bir hamle yapılması önemli olacaktır.

Sonuç

İcra takibine itiraz, borçlunun haksız veya gerçekte bulunmayan bir borç nedeniyle cebri icra tehdidi altında kalmasını önleyen önemli hukuki mekanizmalardan biridir.

Genel ilamsız icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde icra dairesine itiraz edilmesi gerekir. Ancak takip türüne göre uygulanacak süre ve itiraz mercii değişebileceğinden, ödeme emrinin niteliğinin öncelikle belirlenmesi gerekir. Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise bazı itirazlar bakımından 5 günlük süreler söz konusudur. Aynı zamanda itiraz yolları da farklıdır.

Bu nedenle kendisine icra ödeme emri tebliğ edilen kişinin, tebligat tarihini dikkate alarak vakit kaybetmeden dosyayı incelemesi ve somut olay bakımından uygun hukuki yolu belirlemesi önem arz etmektedir.


Önerilen Makaleler

AraWhatsAppE-posta