Tazminat Hukuku Nedir?
Tazminat hukuku, hukuka aykırı bir fiil veya işlem nedeniyle zarara uğrayan kişinin bu zararının giderilmesini konu alan hukuk dalıdır. Tazminat sorumluluğunun genel çerçevesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup; sorumluluk haksız fiilden doğabileceği gibi, sözleşmeye aykırılıktan veya kanunda öngörülen kusursuz sorumluluk hâllerinden de kaynaklanabilmektedir.
Haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için kural olarak hukuka aykırı bir fiilin bulunması, bir zararın meydana gelmesi, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının kurulması ve failin kusurlu olması gerekir. Motorlu araç işletenin sorumluluğu veya adam çalıştıranın sorumluluğu gibi bazı hâllerde ise kusur şartı aranmaksızın sorumluluğa gidilebilmektedir.
Tazminatın amacı zarar göreni zenginleştirmek değil, zarar verici olay gerçekleşmeseydi içinde bulunacağı duruma onu mümkün olduğunca yaklaştırmaktır. Bu nedenle zararın doğru tespit edilmesi, delillerin usulüne uygun toplanması ve taleplerin süresi içinde ileri sürülmesi, tazminat davalarında hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Tazminat Hukukunun Kapsamı
Tazminat hukuku geniş bir uygulama alanına sahip olup, başlıca şu uyuşmazlıklar bu alanın kapsamında yer almaktadır:
- Trafik kazalarından doğan maddi ve manevi tazminat davaları
- Ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma tazminatı talepleri
- Sürekli veya geçici iş göremezlik tazminatı talepleri
- İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat davaları
- Tıbbi uygulama hatalarından (malpraktis) doğan tazminat talepleri
- Kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davaları
- Haksız fiilden kaynaklanan malvarlığı zararlarının tazmini
- Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat talepleri
- Bina ve yapı eseri maliklerinin sorumluluğundan doğan davalar
- Adam çalıştıranın ve hayvan bulunduranın sorumluluğuna ilişkin talepler
- Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat başvuruları
- Tazminat alacaklarının takibi ve tahsili süreçleri
Her tazminat talebi, dayandığı sorumluluk sebebine göre farklı şartlara, farklı ispat kurallarına ve farklı sürelere tabi olduğundan, izlenecek hukuki yolun somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Maddi ve Manevi Tazminat
Maddi tazminat, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmenin giderilmesini amaçlamaktadır. Tedavi giderleri, çalışma gücünün kaybından doğan kazanç kayıpları, araç hasarı ve değer kaybı ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar maddi tazminat kapsamında talep edilebilmektedir. Maddi zararın varlığının ve miktarının kural olarak zarar gören tarafından ispat edilmesi gerekir.
Manevi tazminat ise haksız fiil nedeniyle duyulan acı, elem ve üzüntünün ya da kişilik haklarındaki zedelenmenin karşılığı olarak öngörülmüştür. Manevi tazminatın miktarı kanunda belirli bir tarifeye bağlanmamış olup; olayın ağırlığı, kusur durumu ve tarafların ekonomik ve sosyal koşulları gözetilerek hâkim tarafından takdir edilmektedir.
İki tazminat türünün aynı davada birlikte talep edilmesi mümkündür. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilmektedir.
Trafik Kazalarından Doğan Tazminat Davaları
Trafik kazaları, uygulamada tazminat davalarının en sık karşılaşılan kaynağıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlardan araç işleteni sorumlu tutulmakta olup, bu sorumluluk kusur şartına bağlı olmayan bir tehlike sorumluluğudur. Kazaya karışan sürücülerin kusur durumu ise sorumluların ve tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınmaktadır.
Yaralanmalı kazalarda tedavi giderleri, kazanç kaybı ve iş göremezlik zararları; ölümlü kazalarda ise cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma zararları talep edilebilmektedir. Araçta meydana gelen hasar ve değer kaybı da maddi tazminat kapsamındadır. Kusur oranları ve zarar miktarı çoğu zaman kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları ve bilirkişi incelemesi yoluyla belirlenmektedir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki zararlar bakımından dava öncesinde sigorta şirketine başvurulması da gündeme gelmektedir; bu başvurunun usulü ve sigortacının ödeme yükümlülüğü, sigorta hukuku hükümlerine göre değerlendirilmektedir.
Destekten Yoksun Kalma ve İş Göremezlik Tazminatı
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında düzenli olarak destek verdiği kişilerin bu destekten yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları zararın giderilmesini amaçlamaktadır. Eş, çocuklar ve anne baba başta olmak üzere, ölenden fiilen destek alan kişiler bu tazminatı talep edebilmektedir.
İş göremezlik tazminatı ise yaralanma nedeniyle çalışma gücünü geçici veya kalıcı olarak kaybeden kişinin uğradığı kazanç kaybının karşılanmasına yöneliktir. Kalıcı sakatlık hâllerinde maluliyet oranı, sağlık kurulu raporlarıyla tespit edilmektedir. Her iki tazminat türünde de hesaplama yapılırken başlıca şu unsurlar gözetilmektedir:
- Zarar görenin veya desteğin gelir durumu
- Yaş ve muhtemel yaşam süresi
- Maluliyet oranı veya destek payları
- Tarafların kusur oranları
Tazminat Davalarında Zamanaşımı
Haksız fiilden doğan tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Fiilin aynı zamanda suç oluşturması ve ceza kanunlarında daha uzun bir dava zamanaşımı öngörülmüş olması hâlinde bu uzamış süre uygulanmaktadır.
Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat talepleri ise sözleşme tipine göre değişen ayrı zamanaşımı sürelerine bağlıdır. Zamanaşımının dolması hâlinde borçlunun ileri süreceği zamanaşımı def’i nedeniyle alacağın dava yoluyla elde edilmesi mümkün olamayacağından, sürelerin her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Maddi tazminat ile manevi tazminat arasındaki fark nedir?+
Maddi tazminat; tedavi gideri, kazanç kaybı, araç hasarı gibi malvarlığında oluşan somut zararların karşılanmasını amaçlar. Manevi tazminat ise olay nedeniyle duyulan acı, elem ve kişilik haklarındaki zedelenmenin karşılığıdır; miktarı hâkim tarafından somut olayın özelliklerine göre takdir edilir.
Trafik kazasından doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı ne kadardır?+
Kural olarak zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunundaki dava zamanaşımı daha uzunsa, bu uzamış süre uygulanır.
Destekten yoksun kalma tazminatı nedir?+
Ölümlü olaylarda, hayattayken düzenli olarak destek olduğu kişilerin (eş, çocuk, anne-baba gibi) bu destekten yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları zararın giderilmesidir. Tazminat; desteğin geliri, destek süresi ve pay oranları gözetilerek hesaplanır.
Manevi tazminat miktarı neye göre belirlenir?+
Kanunda sabit bir tarife yoktur; olayın ağırlığı, kusur oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile zedelenmenin yoğunluğu gözetilerek hâkim tarafından takdir edilir. Amaç zenginleşme değil, duyulan acının bir nebze giderilmesidir.
İş kazası sonrasında hangi haklar doğar?+
İş kazası geçiren işçiye koşulları varsa SGK tarafından geçici veya sürekli iş göremezlik ödeneği bağlanır; ölüm hâlinde hak sahiplerine gelir bağlanır. Bunun yanında, kusuru oranında işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açılması mümkündür; kazanın derhâl SGK’ya bildirilmesi önemlidir.
Doktor hatası (malpraktis) iddiasında hangi yol izlenir?+
Zararın kamu hastanesinde mi özel sağlık kuruluşunda mı doğduğu önemlidir: kamu hastanelerinde husumet idareye yöneltilir ve idari yargıda tam yargı davası açılır; özel kuruluşlarda adli yargıda dava gündeme gelir. Tedavi kayıtları ve bilirkişi incelemesi sürecin temelini oluşturur.
Zarar görenin kusuru tazminatı etkiler mi?+
Evet; zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında ortak kusurunun bulunması, tazminattan indirim sebebi olarak değerlendirilir. Mahkeme, tarafların kusur oranlarını genellikle bilirkişi incelemesi yoluyla belirler ve tazminat miktarını bu orana göre tespit eder.
Bu yanıtlar genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz; somut olayınız için avukata danışmanızı öneririz.