İçeriğe geç
Vera Hukuk & Danışmanlık

Ceza Hukuku

Soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında etkin savunma sağlıyor; müşteki ve sanık vekilliği üstleniyoruz. İfade alımından duruşmalara kadar tüm süreçte haklarınızın korunmasına özen gösteriyoruz.

“İyi savunma her zaman beraat getirmez; ama hükmün gerekçesini değiştirir. Bazen kararı tümüyle dönüştürmez; ama kararın rahatlığını bozar. Bazen mahkemeyi ikna etmez; ama istinafı mümkün kılacak kaydı üretir. Bazen o an kazanmaz; ama sonraki hukuk denetiminin önünü açar. Dolayısıyla savunmanın değeri, yalnız sonuç cümlesinde ölçülemez.”

Ceza Hukuku Nedir?

Ceza hukuku, toplum düzenini korumak amacıyla suç olarak tanımlanan fiilleri ve bu fiillere uygulanacak yaptırımları düzenleyen kamu hukuku dalıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülen ceza yargılaması; suç işlendiği iddiasının araştırılması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adil bir yargılama sonucunda hukuki sonuca ulaşılmasını amaçlamaktadır.

Ceza yargılaması yalnızca mahkeme aşamasından ibaret olmayıp; ihbar veya şikâyet üzerine başlayan soruşturma süreci, savcılık işlemleri, ifade alma, gözaltı, tutuklama, adli kontrol tedbirleri, iddianamenin düzenlenmesi, kovuşturma, kanun yolları ve infaz aşamalarını da kapsayan çok yönlü bir hukuki süreçtir.

Ceza hukukuna ilişkin soruşturmalar ve davalar; kişilerin özgürlüğü, itibarı ve temel hakları üzerinde doğrudan etkili olabilmektedir. Bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasından itibaren usul kurallarına uygun hareket edilmesi, hukuka uygun delillerin değerlendirilmesi ve savunma hakkının etkin şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır.

Ceza Hukukunun Kapsamı

Ceza hukuku kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçleri birçok farklı suç tipini ve koruma tedbirini kapsamaktadır. Bu kapsamda başlıca şunlar ceza hukukunun uygulama alanı içerisinde yer almaktadır:

  • Savcılık soruşturmaları
  • İfade alma ve sorgu işlemleri
  • Yakalama ve gözaltı tedbirleri
  • Tutuklama ve adli kontrol kararları
  • Arama ve elkoyma işlemleri
  • Ceza davalarının takibi
  • Uzlaştırma süreçleri
  • İstinaf ve temyiz başvuruları
  • İnfaz hukukuna ilişkin işlemler

Her ceza soruşturması ve ceza davası; isnat edilen suçun niteliğine, mevcut delillere ve uygulanacak usul kurallarına göre farklı değerlendirilmektedir.

Ceza Yargılaması Nasıl Başlar?

Ceza yargılaması çoğu zaman ihbar, şikâyet veya kolluk kuvvetlerinin bir suç işlendiğine ilişkin bilgi edinmesi ile başlayan soruşturma süreci kapsamında yürütülmektedir. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüphenin bulunup bulunmadığını araştırmak amacıyla maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik tüm delilleri toplamakla yükümlüdür. Bu süreçte savcılık yalnızca şüpheli aleyhine değil, şüpheli lehine olan delilleri de araştırmak ve değerlendirmek zorundadır. Cumhuriyet savcılığı, iddia makamı olarak da nitelendirilir.

Soruşturma aşamasında şüphelinin veya şikâyetçinin ifadesi alınabilir, tanık beyanlarına başvurulabilir; kamera kayıtları, dijital veriler ve diğer deliller incelenebilir, gerekli görülmesi hâlinde bilirkişi raporu alınabilir. Ayrıca soruşturmanın sağlıklı şekilde yürütülebilmesi amacıyla yakalama, gözaltı, arama, elkoyma, adli kontrol ve tutuklama gibi Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen koruma tedbirlerine de başvurulması mümkündür.

Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma sonunda elde edilen deliller suç işlendiğine ilişkin yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenir; mahkemece iddianamenin kabulü üzerine kamu davası açılır ve yargılama aşamasına geçilir. Buna karşılık, suçun işlendiğine ilişkin yeterli şüpheye ulaşılamaması veya kovuşturma şartlarının oluşmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) verilerek soruşturma dosyası kapatılır.

Aynı zamanda savcılığa yapılan suç ihbarı veya şikâyetin konusu fiilin suç oluşturmadığının ya da iddiaların soyut ve genel nitelikte olduğunun ilk bakışta açıkça anlaşılması hâlinde, savcının herhangi bir araştırma veya soruşturma işlemi başlatmadan soruşturmaya yer olmadığına dair karar (SYOK) verme yetkisi de bulunmaktadır. SYOK kararı verildiği takdirde soruşturmaya dahi başlanılmadan dosya kapatılır.

Soruşturma Aşaması

Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlayan ve iddianamenin kabulüne kadar devam eden ceza muhakemesi evresidir. Bu aşamada Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği iddiasını hem şüpheli lehine hem de aleyhine olan delilleri birlikte değerlendirerek araştırmakla yükümlüdür. Soruşturma sürecinde başlıca şu delil toplama yöntemleri kullanılabilmektedir:

  • İfade alma işlemleri
  • Tanık beyanlarının alınması
  • Kamera kayıtlarının incelenmesi
  • Dijital materyaller üzerinde inceleme yapılması
  • HTS ve baz kayıtlarının değerlendirilmesi
  • Bilirkişi raporları
  • Arama ve elkoyma işlemleri

Koruma Tedbirleri

Ceza soruşturması sırasında delillerin korunması, şüphelinin kaçmasının önlenmesi veya yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesi amacıyla bazı koruma tedbirleri uygulanabilmektedir.

Yakalama

Yakalama, ceza muhakemesinde uygulanan koruma tedbirlerinden biri olup, suç işlendiğine ilişkin makul şüphenin bulunması hâlinde kişinin özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasını ifade eder. Bu tedbirin temel amacı; şüpheli veya sanığın kaçmasını önlemek, delillerin korunmasını sağlamak ve ceza soruşturmasının sağlıklı şekilde yürütülmesine katkıda bulunmaktır.

Gözaltı

Gözaltı, ceza muhakemesinde uygulanan koruma tedbirlerinden biri olup, yakalanan kişinin Cumhuriyet savcısının kararıyla, soruşturmanın gerektirdiği işlemlerin tamamlanabilmesi amacıyla belirli bir süre özgürlüğünden geçici olarak yoksun bırakılmasıdır.

Gözaltı süresi kanunda sınırlandırılmış olup, bireysel olarak işlenen suçlarda yakalama anından itibaren kural olarak 24 saati geçemez. Yakalama yerinden en yakın hâkim veya mahkemeye sevk için gerekli süre ise en fazla 12 saat olarak öngörülmüştür. Toplu olarak işlenen suçlarda ise kanunda belirtilen şartların varlığı hâlinde gözaltı süresi Cumhuriyet savcısının kararıyla uzatılabilmektedir.

Tutuklama

Tutuklama, ceza muhakemesinde uygulanan en ağır koruma tedbirlerinden biri olup; şüpheli veya sanığın kaçmasını önlemek, delillerin korunmasını sağlamak veya ceza yargılamasının sağlıklı şekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla başvurulan geçici bir tedbirdir. Tutuklama bir ceza olmayıp, yalnızca ceza muhakemesinin amacına hizmet eden istisnai bir koruma tedbiridir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca tutuklama kararı yalnızca hâkim tarafından verilebilir. Soruşturma aşamasında bu yetki Sulh Ceza Hâkimliği’ne, kovuşturma aşamasında ise davaya bakan Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesi’ne aittir. Verilen tutuklama kararlarına itiraz etmek de mümkündür. Cumhuriyet savcısı tutuklama kararı veremez; yalnızca gerekli gördüğü hâllerde şüpheli veya sanığın tutuklanmasını talep edebilir.

Tutuklama kararı verilebilmesi için, kişinin suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve bunun yanında kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali, tanık veya mağdur üzerinde baskı kurulması tehlikesi gibi kanunda öngörülen tutuklama nedenlerinden en az birinin mevcut olması gerekir. Bu şartlar bulunmadığı takdirde kişi hakkında tutuklama kararı verilmesi mümkün değildir.

Adli Kontrol

Tutuklama yerine uygulanabilen adli kontrol tedbirleri ile şüpheli veya sanığın belirli yükümlülüklere uyması sağlanabilir. Yurt dışına çıkış yasağı, belirli günlerde imza yükümlülüğü veya belirli yerlere gitmeme gibi tedbirler adli kontrol kapsamında değerlendirilebilir. Adli kontrol kararı kapsamında kanunda belirtilen yükümlülüklerden biri veya birkaçının birlikte uygulanması da mümkündür; örneğin kişiye yurt dışına çıkış yasağı ile birlikte imza yükümlülüğü verilmesinde sakınca bulunmamaktadır. Adli kontrol kararlarına karşı itiraz da mümkündür.

Ceza Davaları (Kovuşturma Aşaması)

Kovuşturma aşamasında mahkeme, maddi gerçeğe ulaşabilmek amacıyla tarafların beyanlarını alır, tanıkları dinler, bilirkişi raporlarını değerlendirir, gerekli hâllerde keşif yapılmasına karar verebilir ve dosyada bulunan tüm delilleri birlikte değerlendirerek bir sonuca ulaşır. Ceza yargılamasında temel amaç, hukuka uygun şekilde elde edilen deliller ışığında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve adil bir yargılama yapılmasıdır.

Yargılama sonunda mahkeme; beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı gibi ceza muhakemesi hukukunda öngörülen kararlardan birine hükmedebilir. Ancak verilen kararın hukuki sonuç doğurabilmesi için kural olarak kesinleşmesi gerekir. İstinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvurulması veya bu yollara başvuru sürelerinin kullanılmadan geçmesi sonucunda karar kesinleşir ve infaz aşamasına geçilir.

Mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde hükmedilen cezanın tamamı doğrudan infaz edilmez. Türk ceza infaz sisteminde; cezanın türü, süresi, işlenen suçun niteliği, koşullu salıverilme oranları, denetimli serbestlik hükümleri ve diğer infaz kuralları dikkate alınarak kişinin ceza infaz kurumunda ne kadar süre kalacağı belirlenir. Bu hesaplamalar infaz hukuku kapsamında değerlendirilmekte olup, her dosya kendi özelliklerine göre ayrı ayrı incelenmektedir.

Bunun yanında, kanunda öngörülen şartların oluşması hâlinde mahkeme tarafından Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmesi de mümkündür.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), mahkeme tarafından sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasına rağmen, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde bu hükmün hukuki sonuç doğurmasının ertelenmesini sağlayan bir ceza muhakemesi kurumudur. HAGB kararı; sanığın belirlenen denetim süresi içerisinde kasıtlı yeni bir suç işlememesi ve yükümlülüklere uygun davranması hâlinde davanın düşmesi sonucunu doğurabilmektedir. Mahkemenin HAGB kararı verebilmesi için başlıca şu şartların bulunması gerekir:

  • Sanık hakkında hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası olması
  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması (kanundaki şartlar çerçevesinde)
  • Mahkemenin, sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaate ulaşması
  • Suç nedeniyle oluşan zararın giderilmesinin gerektiği hâllerde bu zararın karşılanmış olması

HAGB kararı her dosya bakımından otomatik olarak uygulanmamakta olup, somut olayın özellikleri ve kanuni şartlar çerçevesinde mahkeme tarafından değerlendirilmektedir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme

Ceza yargılamasında görevli mahkeme, isnat edilen suçun niteliğine ve kanunda öngörülen ceza miktarına göre belirlenmektedir. Buna göre ceza davaları; Sulh Ceza Hâkimliği, Asliye Ceza Mahkemesi veya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmektedir.

Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Bununla birlikte bazı suç tipleri bakımından kanunda özel yetki kuralları öngörülmüş olup, somut olayın özelliklerine göre farklı mahkemeler de yetkili olabilmektedir.

Sulh Ceza Hâkimliği

Sulh Ceza Hâkimliği (eski adıyla Sulh Ceza Mahkemesi), ceza davalarına bakan bir mahkeme olmayıp; soruşturma aşamasında uygulanan koruma tedbirleri ve bazı yargısal işlemler hakkında karar vermekle görevli hâkimliktir. Sulh Ceza Hâkimliği genel hatlarıyla soruşturma aşamasına ilişkin talepleri değerlendirmektedir.

Asliye Ceza Mahkemesi

Kanunda açıkça Ağır Ceza Mahkemesinin görevine bırakılmayan suçlara ilişkin davalar kural olarak Asliye Ceza Mahkemesinde görülmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan birçok ceza davası bu mahkemelerde görülmektedir. Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:

  • Hakaret
  • Tehdit
  • Basit yaralama
  • Taksirle yaralama
  • Mala zarar verme
  • Güveni kötüye kullanma
  • Konut dokunulmazlığının ihlali
  • Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
  • Basit dolandırıcılık
  • Basit hırsızlık (kanundaki şartlara göre)

Ancak görevli mahkemenin belirlenmesinde yalnızca suçun adı değil; suçun nitelikli hâlleri ve kanunda öngörülen ceza miktarı da dikkate alınmaktadır.

Ağır Ceza Mahkemesi

Kanunda daha ağır yaptırımlar öngörülen suçlar Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girmektedir. Bu mahkemeler, toplum düzenini daha ağır şekilde ihlal eden suçlara ilişkin yargılama yapmaktadır. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen başlıca suçlar şunlardır:

  • Kasten öldürme
  • Nitelikli kasten yaralama
  • Yağma (gasp)
  • Nitelikli dolandırıcılık
  • Nitelikli hırsızlık
  • Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti
  • Resmî belgede sahteciliğin bazı nitelikli hâlleri
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma
  • Devletin güvenliğine karşı suçlar
  • Anayasal düzene karşı suçlar
  • Terör suçları ve kanunla Ağır Ceza Mahkemesinin görevine bırakılan diğer suçlar

Görevli mahkemenin doğru belirlenmesi, yargılamanın usulüne uygun yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Aynı suçun nitelikli hâllerinin söz konusu olması veya birden fazla suçun birlikte işlenmesi durumunda görevli mahkeme değişebileceğinden, her dosyanın kendi somut özellikleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hakkımda soruşturma açıldığını nasıl öğrenebilirim?+

Hakkınızda bir ceza soruşturması başlatılması hâlinde, çoğu durumda Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk birimleri tarafından ifade vermeniz amacıyla sizinle iletişime geçilebilir ya da adresinize resmî tebligat gönderilebilir. Ancak her soruşturmada kişinin başlangıç aşamasında mutlaka aranacağı veya tebligat alacağı söylenemez. UYAP Vatandaş Portalı üzerinden hukuk davaları, ceza davaları ve icra dosyaları görüntülenebilmekte ise de, Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde yürütülen soruşturma dosyaları bu sistem üzerinden görüntülenememektedir. Bu nedenle hakkınızda devam eden bir soruşturmanın bulunup bulunmadığını yalnızca UYAP Vatandaş Portalı üzerinden öğrenmeniz mümkün değildir. Hakkınızda yürütülen bir soruşturma olup olmadığını öğrenmenin en sağlıklı yolu, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak T.C. kimlik numaranız üzerinden sorgulama yaptırmak veya bir avukat aracılığıyla dosyanın durumunu takip etmektir.

İfade vermeye gitmezsem ne olur?+

Cumhuriyet savcılığı veya kolluk birimleri tarafından usulüne uygun şekilde ifadeye çağrılan kişinin, haklı bir mazereti bulunmaksızın çağrıya uymaması çeşitli hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle davet yazısında çağrıya rağmen gelinmemesi hâlinde zorla getirme kararı verilebileceği belirtilmişse, ifade vermeye gitmemeniz durumunda Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından zorla getirilmenize karar verilebilir. Bununla birlikte, her ifadeye gitmeme durumu doğrudan yakalama veya tutuklama sonucunu doğurmaz. Hakkınızda uygulanacak işlem; soruşturmanın kapsamına, isnat edilen suçun niteliğine ve dosyanın özelliklerine göre değerlendirilir.

Gözaltı süresi ne kadardır?+

Gözaltı süresi, kişinin yakalandığı andan itibaren işlemeye başlar ve kural olarak 24 saati geçemez. Bu süreye, kişinin yakalandığı yerden en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gerekli olan yol süresi dâhil değildir; ancak bu yol süresi de 12 saati aşamaz. Dolayısıyla bireysel olarak işlenen suçlarda kişi en fazla 36 saat içerisinde hâkim önüne çıkarılmalı veya serbest bırakılmalıdır. Toplu olarak işlenen suçlarda ise Cumhuriyet savcısı, soruşturmanın gerektirmesi hâlinde gözaltı süresini her defasında bir günü geçmemek üzere üç kez uzatabilir. Bu durumda gözaltı süresi en fazla 4 güne kadar uzayabilmektedir. Gözaltına alınan kişinin; avukat yardımından yararlanma, yakınlarına haber verilmesini isteme, sağlık kontrolünden geçirilme ve gözaltı kararına veya süresinin uzatılmasına itiraz etme gibi kanundan doğan temel hakları bulunmaktadır. Gözaltı işlemi ve süresi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen usul ve esaslara uygun şekilde yürütülmek zorundadır.

Şikâyetimi geri çekersem dava düşer mi?+

Şikâyetin geri alınması her zaman ceza davasının sona ereceği anlamına gelmemektedir; bu durum isnat edilen suçun şikâyete bağlı bir suç olup olmamasına göre değişiklik göstermektedir. Kanunda soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olarak düzenlenen suçlarda, şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde belirli şartların da bulunmasıyla birlikte soruşturma veya ceza davası sona erebilir. Ancak kasten öldürme, yağma, uyuşturucu madde ticareti, nitelikli dolandırıcılık gibi kamu adına resen soruşturulan suçlarda şikâyetten vazgeçilmiş olması davanın düşmesine neden olmaz; yargılama, Cumhuriyet savcılığı tarafından kamu adına yürütülmeye devam eder.

Savcılık soruşturması ne kadar sürer?+

Savcılık soruşturmaları için kanunda her dosya bakımından geçerli kesin bir süre öngörülmemiştir. Soruşturmanın kapsamı sürenin değişmesine neden olabilir: basit nitelikteki dosyalar kısa sürede sonuçlanabilirken, kapsamlı soruşturmalarda süreç daha uzun sürebilmektedir. Aynı şekilde soruşturmanın yürütüldüğü savcılığın iş yoğunluğu da soruşturmanın sonuçlanma süresinde etkilidir.

Yurt dışına çıkış yasağı kaldırılabilir mi?+

Evet. Adli kontrol kapsamında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı; tedbirin artık gerekli olmaması veya ölçülülük ilkesine aykırı hâle gelmesi durumunda kaldırılabilir ya da değiştirilebilir. Bu konuda görevli mahkemeye veya soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hâkimliğine başvurulması mümkündür.

HAGB kararı sicile işler mi?+

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı, adli sicil kaydına mahkûmiyet olarak işlenmez. Ancak HAGB kararları, yalnızca kanunda belirtilen mercilerin erişebildiği özel bir kayıt sisteminde tutulmaktadır. Denetim süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde açıklanmayan hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer; belirtilen sürelerin sonunda HAGB kararları bahsi geçen sicilden de silinmiş olur.

Sabıka kaydı nasıl silinir?+

Adli sicil kaydı (sabıka kaydı), kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ile kanunda belirtilen diğer kararların kaydedildiği resmî kayıt sistemidir. Cezanın infaz edilmesi, cezanın ortadan kalkması veya kanunda öngörülen diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde kayıt, adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır. Bu nedenle birçok kişi tarafından düşünüldüğünün aksine, cezanın infazının tamamlanmasıyla birlikte kayıt tamamen ortadan kalkmamakta; belirli süreyle arşiv kaydı olarak muhafaza edilmektedir. Arşiv kayıtlarının tamamen silinmesi ise 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu hükümlerine tabidir. Söz konusu kanunda yer alan sürelerin sonunda yapılacak bir başvuru ile arşiv kayıtları tamamen silinebilmektedir.

Bu yanıtlar genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz; somut olayınız için avukata danışmanızı öneririz.

AraWhatsAppE-posta