İçeriğe geç
Vera Hukuk & Danışmanlık

Türk Medeni Kanunu'na Göre Boşanma Davası

Yazar: Av. Buğrahan AteşYayım Tarihi: Okuma Süresi: 5 dk
“Türk Medeni Kanunu'na Göre Boşanma Davası” makalesinin kapak görseli — Vera Hukuk & Danışmanlık

Boşanma Nedir?

Boşanma, eşler arasındaki evlilik birliğinin, kanunda öngörülen sebeplerin varlığı hâlinde mahkeme kararıyla sona erdirilmesidir. Türk hukukunda evlilik birliği, tarafların tek taraflı iradesiyle değil, yalnızca Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen boşanma sebeplerine dayanılarak açılacak dava sonucunda mahkeme kararıyla sona erdirilebilir. Boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanunu'nun 161 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.


Boşanma Türleri

Boşanma davaları genel olarak anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Anlaşmalı boşanmada taraflar, boşanma ve boşanmanın hukuki sonuçları konusunda ortak irade ortaya koyarken; çekişmeli boşanmada taraflar arasında boşanma veya boşanmanın sonuçlarına ilişkin uyuşmazlık bulunmaktadır. Bu nedenle her iki dava türü, usul ve ispat bakımından birbirinden farklı hukuki süreçlere tabidir.

Boşanma davasının niteliğinin doğru belirlenmesi ve hak kaybı yaşanmaması adına, dava açılmadan önce aile hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması önem arz etmektedir.


Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu'nda boşanma sebepleri sınırlı olarak düzenlenmiştir. Buna göre boşanma sebepleri şunlardır:

Zina,

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,

Terk,

Akıl hastalığı,

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması.

Eşlerden her biri, kanunda düzenlenen bu sebeplerden birine dayanarak boşanma davası açabilir. Boşanma sebeplerine ilişkin hükümler aşağıda ayrı başlıklar hâlinde açıklanmıştır.

I. ZİNA Madde 161 - Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ Madde 162 - Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. III. SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME Madde 163 - Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. IV. TERK Madde 164 - Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hakim veya noter , esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. V. AKIL HASTALIĞI Madde 165 - Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. VI. EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI Madde 166 - Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Türk Medeni Kanunukaynağı görüntüle ↗


Anlaşmalı Boşanmanın Şartları

Anlaşmalı boşanmaya ilişkin şartlar Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için;

- Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması,

- Eşlerin birlikte mahkemeye başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesi,

- Tarafların boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin anlaşmaya varmış olması,

- Hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıkları kanaatine ulaşması ve hazırlanan anlaşmayı uygun bulması,

maddelerinin bir arada olması gerekmektedir.

Uygulamada taraflar, nafaka, velayet, kişisel ilişki, mal paylaşımı ve diğer mali haklara ilişkin hususları düzenleyen bir anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamaktadır. Protokolün eksik veya hatalı hazırlanması ilerleyen süreçte telafisi güç hak kayıplarına neden olabileceğinden, sürecin aile hukuku alanında uzman bir avukat tarafından yürütülmesi önem taşımaktadır.


Çekişmeli Boşanma Süreci

Çekişmeli boşanma davası, tarafların boşanma veya boşanmanın hukuki sonuçları konusunda anlaşmaya varamamaları hâlinde açılan dava türüdür. Süreç, davacının boşanma dilekçesini görevli ve yetkili aile mahkemesine sunmasıyla başlar ve mahkemenin vereceği kesin hüküm ile sona erer.

Bu süreçte boşanma sebebinin doğru hukuki gerekçeye dayandırılması, iddiaların hukuka uygun delillerle ispat edilmesi, dilekçelerin usulüne uygun hazırlanması ve tanıkların doğru şekilde belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Çekişmeli boşanma davaları, usul kurallarının titizlikle uygulanmasını gerektiren davalardır. Sürecin eksik veya hatalı yürütülmesi, tarafların hak kaybına uğramasına ve davanın beklenenden daha uzun sürmesine neden olabileceğinden, profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilmektedir.


Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Boşanma davalarının sonuçlanma süresi; davanın niteliği, mahkemelerin iş yoğunluğu, tarafların talepleri, delillerin toplanması ve yargılama sürecindeki diğer birçok etkene bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Anlaşmalı boşanma davaları, gerekli şartların sağlanması ve mahkemenin uygun görmesi hâlinde çoğunlukla tek celsede sonuçlanmaktadır. Uygulamada bu davalar ortalama 1 ila 3 ay içerisinde tamamlanabilmektedir.

Çekişmeli boşanma davaları ise delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi incelemeleri ve kanun yollarına başvurulması gibi nedenlerle daha uzun sürebilmektedir. Uygulamada bu davaların ortalama 2 ila 4 yıl içerisinde sonuçlandığı görülmekle birlikte, somut olayın özelliklerine göre bu sürenin daha da uzaması mümkündür.


Boşanma Davasında Nafaka

Boşanma davalarında en çok merak edilen konulardan biri nafakadır. Nafaka, ekonomik açıdan daha zayıf durumda bulunan eşin veya ortak çocukların korunmasını amaçlayan hukuki bir yükümlülüktür. Türk hukukunda nafaka, davanın niteliğine ve tarafların durumuna göre farklı türlerde değerlendirilmektedir.

Tedbir Nafakası: Boşanma davası devam ederken, dava süresince sınırlı olmak üzere ekonomik olarak zor durumda kalabilecek eş veya çocuklar için mahkeme tarafından geçici olarak hükmedilen nafakadır.

Yoksulluk Nafakası: Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve boşanmada daha ağır kusurlu olmayan eş lehine hükmedilebilen nafakadır.

İştirak Nafakası: Velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkı sağlamak amacıyla ödediği nafakadır.

Mahkeme nafaka miktarını belirlerken tarafların gelir durumunu, yaşam standartlarını, ekonomik ve sosyal koşullarını birlikte değerlendirir. Her dava kendi özel şartları içinde incelendiğinden nafaka miktarı kişiden kişiye farklılık gösterebilir.


Velayet Nasıl Belirlenir?

Ortak çocukların bulunması halinde boşanma davalarının en önemli konularından biri velayettir. Türk hukukunda velayet konusunda temel ilke, çocuğun üstün yararının korunmasıdır. Mahkeme karar verirken çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık koşulları, ebeveynlerin bakım imkânları, yaşam düzeni ve çocuğun gelişimine en uygun ortamı sağlayacak tarafı değerlendirir.

Velayetin anneye veya babaya verilmesi konusunda kanunda önceden belirlenmiş bir üstünlük bulunmamaktadır. Somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılır ve çocuğun menfaati ön planda tutulur. Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ise mahkeme tarafından belirlenen gün ve saatlerde çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.


Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Boşanma ile birlikte eşler arasında mal paylaşımı da gündeme gelebilir. Ancak boşanma davası ile mal paylaşımı davası hukuken farklı davalardır. Eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemişse, Türk hukukunda yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Bu kapsamda;

- Evlilik süresince edinilen mallar kural olarak paylaşıma konu olabilir.

- Evlilik öncesinde sahip olunan mallar ise kişisel mal niteliğinde olup genel olarak paylaşıma dahil edilmez.

- Miras veya bağış yoluyla kazanılan bazı malvarlığı değerleri de kişisel mal kapsamında değerlendirilebilir.

Mal paylaşımına ilişkin davalarda her malın edinilme tarihi, ödeme şekli ve hukuki niteliği ayrı ayrı incelenmektedir.


Maddi ve Manevi Tazminat

Boşanma nedeniyle hakları zarar gören eş, kanunda öngörülen şartların oluşması halinde maddi veya manevi tazminat talebinde bulunabilir.

Maddi tazminat, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören eş için talep edilebilir.

Manevi tazminat ise kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin yaşadığı manevi zararın bir nebze giderilmesi amacıyla hükmedilebilir. Mahkeme tazminata karar verirken tarafların kusur durumunu, ekonomik koşullarını ve olayın özelliklerini dikkate alır.


Boşanma Davası Açmadan Önce Bilinmesi Gerekenler

Boşanma davaları; nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat gibi önemli hukuki sonuçlar doğuran süreçlerdir. Bu nedenle dava açılmadan önce sürecin doğru planlanması ve taleplerin hukuka uygun şekilde belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Davanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi açılacağının doğru tespit edilmesi, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, dava dilekçesinin usulüne uygun hazırlanması ve delillerin eksiksiz sunulması, hak kaybı yaşanmaması açısından önemlidir.

Boşanma davaları, her somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterdiğinden, sürecin alanında uzman bir boşanma avukatı ile yürütülmesi tarafların haklarının etkin şekilde korunmasına katkı sağlayacaktır.

Boşanma Sonrası Hukuki Süreç

Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte tarafların hukuki durumunda çeşitli değişiklikler meydana gelir. Kesinleşen karar nüfus kayıtlarına işlenir ve evlilik hukuken sona erer. Bunun yanında nafaka, velayet, kişisel ilişki kurulması ve tazminat gibi mahkeme kararlarının uygulanması gerekir.

Mahkeme kararına rağmen nafaka ödenmemesi veya velayet hükümlerine uyulmaması halinde icra ve diğer hukuki yollar kullanılabilir. Bu nedenle boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki süreçte de hukuki hak ve yükümlülüklerin dikkatle takip edilmesi önem taşımaktadır.


SON SÖZ

Boşanma davaları; nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat gibi birçok hukuki sonucu beraberinde getiren önemli süreçlerdir. Her boşanma davası tarafların sosyal, ekonomik ve ailevi durumuna göre farklı özellikler taşıdığından, genel bilgiler her somut olay için yeterli olmayabilir. Hak kaybı yaşamamak ve süreci doğru şekilde yönetebilmek adına, boşanma davası öncesinde alanında uzman bir aile hukuku avukatından hukuki destek alınması faydalı olacaktır.


Sık Sorulan Sorular

Boşanma davası açmak için avukat zorunlu mudur?

Hayır. Türk hukukunda boşanma davası avukatsız da açılabilir. Ancak dava sürecinde usul kurallarına uyulması ve hak kaybı yaşanmaması için bir boşanma avukatından hukuki destek alınması faydalı olabilir.

Anlaşmalı boşanma tek celsede sonuçlanır mı?

Şartların sağlanması ve tarafların duruşmaya katılması halinde anlaşmalı boşanma davaları çoğu zaman tek celsede sonuçlanabilmektedir.

Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?

Davanın kapsamı, deliller, tanık sayısı ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre süre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle her dava için kesin bir süre vermek mümkün değildir.

Nafaka her boşanmada verilir mi?

Hayır. Nafakaya hükmedilebilmesi için kanunda belirtilen şartların oluşması gerekir. Her boşanma davasında otomatik olarak nafakaya karar verilmez.

Velayet her zaman anneye mi verilir?

Hayır. Mahkeme karar verirken anne veya baba arasında öncelik tanımaz. Esas alınan ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Boşanma davası açmak için eşin rızası gerekli midir?

Hayır. Çekişmeli boşanma davalarında eşin boşanmayı kabul etmesi zorunlu değildir. Kanunda düzenlenen boşanma sebeplerinden birinin varlığı hâlinde eşlerden biri tek başına boşanma davası açabilir.

Boşanma davası açıldıktan sonra eşler aynı evde yaşamaya devam edebilir mi?

Boşanma davasının açılmış olması, tarafların aynı konutta yaşamalarına hukuken engel değildir. Ancak özellikle çekişmeli boşanma davalarında bu durum, somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından değerlendirmeye alınabilir.

Boşanma davasından vazgeçilebilir mi?

Evet. Davayı açan taraf, yargılama devam ederken davasından feragat edebilir veya tarafların yeniden anlaşması hâlinde dava sona erebilir. Ancak bunun hukuki sonuçları somut olayın özelliklerine göre değişebileceğinden, işlem yapılmadan önce hukuki değerlendirme yapılması önemlidir.




AraWhatsAppE-posta