TCK 220/5 Kapsamında Örgüt Yöneticisinin Ceza Sorumluluğu ve Sorumluluğun Sınırları Nedir?

TCK 220/5 Kapsamında Örgüt Yöneticisinin Ceza Sorumluluğu ve Sorumluluğun Sınırları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220/5. maddesi, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün yöneticilerinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı ayrıca fail olarak sorumlu tutulmasını düzenlemektedir.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. (2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısı oranında artırılır. (4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur. (5) (Ek cümle:24/12/2025-7571/20 md.) Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır. (6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile) (7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir. (8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Bu hüküm, özellikle örgütlü suçlara ilişkin ceza yargılamalarında, örgüt yöneticisi olduğu ileri sürülen kişilerin diğer örgüt mensuplarının gerçekleştirdiği eylemlerden hangi koşullarda sorumlu tutulabileceği bakımından önem taşımaktadır.
Ancak TCK 220/5 kapsamında örgüt yöneticisinin sorumluluğu belirlenirken yalnızca yöneticilik sıfatından hareket edilmesi yeterli değildir. Suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenip işlenmediği, yöneticinin somut eylemle bağlantısı ve cezai sorumluluğun koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Aksi yaklaşım, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi bakımından hukuki sorunlara yol açabilir. Bu yazımızda örgüt yöneticisi sıfatıyla yargılanan bir şahıs bakımından bazı ceza hukuku ilkeleri tartışılacaktır.
TCK 220/5 Maddesi Ne Anlama Gelir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu düzenlemektedir. Maddenin beşinci fıkrasında ise örgüt yöneticilerinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.
Düzenlemenin gerekçesinde, örgüt yöneticisinin örgüt içerisindeki konumu, örgüt üzerindeki hakimiyeti ve örgüt üyelerini yönlendirebilme gücü esas alınmaktadır. Örgüt içerisinde suç işlemek üzere görevlendirilen bir kişinin yerine başka bir kişinin ikame edilebilmesi, örgütün faaliyetlerini yönlendiren kişilerin sorumluluğunun ayrıca düzenlenmesinin gerekçelerinden biridir. Yani özetlemek gerekirse kanun koyucu örgüt yöneticisinin gerçekleştirmek istediği bir eylemi örgütteki gücü sayesinde herhangi bir üye ile gerçekleştirebileceğinden yani o eylemi bir şekilde meydana getireceğinden bahisle tüm eylemlerden sorumlu tutulmasını istemiştir.
Bununla birlikte, TCK 220/5 hükmü değerlendirilirken örgüt yöneticisinin hukuki konumu ile somut suç bakımından cezai sorumluluğu birbirinden ayrılmalıdır. Bir kişinin örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi, örgüt mensuplarının gerçekleştirdiği her eylemden hiçbir ayrım yapılmaksızın ve sınırsız biçimde sorumlu tutulabileceği anlamına da gelmemelidir. Bu yazımızda da neden örgüt yöneticisinin tüm eylemlerden sorumlu tutulmaması gerektiğini ceza hukukunun ilkeleri ile açıklamaya çalışacağız.
Bu nedenle TCK 220/5’in uygulanmasında, isnat edilen suçun örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği ve ilgili kişinin bu suç bakımından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı somut olayın koşullarına göre incelenmelidir.
Örgüt Yöneticisinin Ceza Sorumluluğu Nasıl Belirlenir?
Örgüt yöneticisinin diğer örgüt mensupları tarafından gerçekleştirilen suçlardan sorumluluğu belirlenirken, öncelikle TCK 220/5’in uygulanma koşulları değerlendirilmelidir. Herhangi bir suçun örgüt mensubu tarafından işlenmiş olması, tek başına bu suçun örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirildiğini ve örgüt yöneticisinin söz konusu eylemden sorumlu tutulabileceğini göstermeye yeterli değildir.
Bu kapsamda suçun örgütün amaçları ve faaliyetleriyle ilişkisi, olayın gerçekleşme biçimi, yöneticinin örgüt içerisindeki konumu ve somut eylemle bağlantısını ortaya koyan deliller birlikte ele alınmalıdır. Özetle örgüte üye olduğu iddia edilen bir şahısın gerçekleştirmiş olduğu her eylem de örgütsel bir eylem olarak değerlendirilmemeli ve bunun ayrımı yapılırken tüm deliller göz önünde bulundurularak titizlikle incelenmelidir.
Örgüt yöneticisinin suçun işlenmesine ilişkin emir veya talimat verip vermediği, eylemi planlayıp planlamadığı, suçtan haberdar olup olmadığı ve olay üzerinde yönlendirme veya hakimiyetinin bulunup bulunmadığı, somut olayın özelliklerine göre önem taşıyan hususlardır.
TCK 220/5 ve Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesi
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu ve hiç kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı açıkça belirtilmiştir.
Bu ilke uyarınca, bir kişinin cezai sorumluluğu belirlenirken kendi fiili ve ilgili suç bakımından sorumluluğunun hukuki dayanağı esas alınmalıdır. Kişinin belirli bir örgüt içerisinde yönetici konumunda bulunması, diğer örgüt mensuplarının gerçekleştirdiği bütün suçlardan otomatik olarak sorumlu tutulmasını haklı kılan sınırsız bir sorumluluk oluşturmaz.
TCK 220/5, örgüt yöneticileri bakımından özel bir sorumluluk düzenlemesi getirmektedir. Bununla birlikte, söz konusu hükmün TCK’nın 20. maddesinde güvence altına alınan şahsi sorumluluk ilkesini tamamen ortadan kaldıracak biçimde yorumlanması mümkün olmamakla birlikte bu şekilde bir yorum ceza hukukun ana ilklerine aykırı bir yorum sonucu doğuracaktır.
Dolayısıyla örgüt yöneticisinin sorumluluğu değerlendirilirken yalnızca örgütsel konumuna bakılmamalı; isnat edilen suçun örgüt faaliyetiyle ilişkisi ve kişinin somut olay bakımından cezai sorumluluğunun dayanağı da ortaya konulmalıdır.
Örgüt Yöneticisinin İşlenen Suçtan Haberdar Olması Gerekir mi?
TCK 220/5 uygulamasında tartışılan temel meselelerden biri, örgüt yöneticisinin örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği ileri sürülen suçtan haberdar olup olmadığının cezai sorumluluk bakımından nasıl değerlendirileceğidir. Kanun koyucu tarafından kanuna eklenen bu madde her ne kadar ilk bakışta her eylemden sorumluluğu kusursuz bir sorumluluk kapsamında değerlendirdiği gibi anlaşılsa da buradaki ince ayırım bilgisi dahilinde olmayan eylemler yönünden nasıl bir sorumluluğu olacağı üzerindedir.
T.C. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2022/3882 Esas, 2024/10830 Karar sayılı ilamında, örgüt yöneticisinin örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan sorumlu tutulabilmesi için en azından eylem hakkında asgari düzeyde bilgi sahibi olması gerektiği yönünde değerlendirmeye yer verilmiştir. Kararda, yöneticinin eylemden haberdar olmadığı durumda yalnızca örgüt yöneticisi sıfatına dayanılarak sorumluluk yüklenemeyeceği belirtilmiştir. Söz konusu yüksek yargı kararı TCK 220/5 maddesince yüklenen sorumluluk kapsamında önemli ve farklı bir bakış açısı katmıştır.
Bu yaklaşım, örgüt yöneticisinin sorumluluğunun belirlenmesinde somut suçla bağlantısının araştırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Örneğin, örgüt mensupları tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bir eylem bakımından yöneticinin suçtan haberdar olduğuna, eylemi yönlendirdiğine veya suçun gerçekleştirilmesinde rol oynadığına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmaması halinde, yalnızca yöneticilik sıfatından hareketle sorumluluk yüklenmesi hukuki açıdan tartışma konusu olacaktır.
Bununla birlikte, somut eylemden haberdar olma ve sorumluluk koşulları her olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bilginin doğrudan veya dolaylı delillerle ortaya konulabilmesi mümkündür. Bu nedenle değerlendirme yapılırken dosyadaki delillerin bütünü ve ilgili yasal düzenlemenin kapsamı esas alınmalıdır.
TCK 220/5 Kapsamında Kusursuz Sorumluluk Yasağı
Ceza hukukunun temel esaslarından biri, kişilerin hukuki sorumluluk koşulları oluşmaksızın cezalandırılamamasıdır. Bu çerçevede kusursuz sorumluluk yasağı, örgüt yöneticilerinin cezai sorumluluğunun belirlenmesinde de önem taşımaktadır.
TCK 220/5, örgüt yöneticilerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan ayrıca fail olarak sorumlu tutulmasını öngörmektedir. Ancak bu düzenleme, örgüt yöneticisi olarak kabul edilen kişinin örgüt içerisinde meydana gelen her olaydan koşulsuz olarak sorumlu tutulabileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Aksi yöndeki bir yaklaşım, somut suçla bağlantısı ortaya konulmayan kişilerin yalnızca örgütsel konumları nedeniyle cezalandırılması sonucunu doğurabilir.
Bu nedenle örgüt yöneticisinin sorumluluğu incelenirken suçun örgüt faaliyeti kapsamındaki niteliği, kişinin eylem hakkındaki bilgisi, örgüt içerisindeki konumu ve somut olay bakımından cezai sorumluluğunu ortaya koyan deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle kişinin isnat edilen eylemden haberdar olmadığını ve eylemle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını gösteren savunmaların dosyadaki delillerle birlikte ele alınması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından önemlidir.
Örgüt Yöneticisinin Sorumluluğunda Somut Delillerin Önemi
Örgütlü suçlara ilişkin yargılamalarda, örgüt yöneticisi olduğu ileri sürülen kişiye birden fazla suç isnat edilebilir. Bu durumda her bir eylemin TCK 220/5 kapsamında değerlendirilmesi, ilgili suçun örgüt faaliyetiyle bağlantısının ve kişinin cezai sorumluluğunun somutlaştırılmasını gerektirir.
Birden fazla kişinin aynı soruşturma veya kovuşturma kapsamında yargılanması ya da sanıklar arasında örgütsel ilişki bulunduğunun ileri sürülmesi, tek başına tüm sanıkların diğer kişiler tarafından gerçekleştirilen eylemlerden sorumlu tutulması için yeterli değildir.
Bu kapsamda;
- İsnat edilen suçun örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği,
- Örgüt yöneticisinin somut eylemden haberdar olup olmadığı,
- Eyleme ilişkin emir, talimat, planlama veya yönlendirmesinin bulunup bulunmadığı,
- Kişinin örgüt içerisindeki konumunun somut suçla nasıl ilişkilendirildiği,
- İsnadı destekleyen delillerin yeterliliği ve tutarlılığı,
her bir olay bakımından ayrı ayrı incelenmelidir.
Sonuç: TCK 220/5 Kapsamında Örgüt Yöneticisinin Sorumluluğunun Sınırları
TCK’nın 220/5. maddesi, örgüt yöneticilerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan ayrıca fail olarak sorumlu tutulmasını düzenlemektedir. Ancak bu hükmün uygulanmasında ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, kusursuz sorumluluk yasağı ve somut olayın özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır.
Örgüt yöneticisi olduğu ileri sürülen kişinin cezai sorumluluğu belirlenirken yalnızca örgütsel konumuyla yetinilmemeli; isnat edilen suçun örgüt faaliyetiyle ilişkisi, kişinin somut olayla bağlantısı ve sorumluluğun hukuki koşulları değerlendirilmelidir.
Aynı zamanda yazımızda bahsi geçen Yargıtay kararında da bahsedildiği üzere eylemden bilgisi dahi olmayan kişinin yalnızca örgütte belirtilen konumu sebebiyle sorumlu tutulabilmesi için en azından eylem hakkında asgari düzeyde bilgi sahibi olması şartı kesinlikle göz ardı edilmemeli ve yargılama aşamasında bu hususlara ilişkin araştırma yapılması gerekmektedir.
Sonuç olarak, TCK 220/5 kapsamında sorumluluğun belirlenmesi, her somut olayın kendi koşulları ve delilleri çerçevesinde hukuki inceleme yapılmasını gerektirir. Örgüt yöneticiliği sıfatı, ilgili hükmün uygulanma koşulları ve bireysel cezai sorumluluk ortaya konulmadan sınırsız ve otomatik bir sorumluluk gerekçesi olarak kabul edilmemelidir.
Vera Hukuk & Danışmanlık olarak ceza hukuku alanındaki uyuşmazlıklarda, isnat edilen suçun unsurlarının, delillerin ve ceza sorumluluğuna ilişkin hukuki ilkelerin somut olay çerçevesinde değerlendirilmesinin önemini vurguluyor ve bu alanda çalışmalarımızı aralıksız bir şekilde sürdürüyoruz.




